Sayın müdürümüz
Değerli öğretmenlerimiz,
Sevgili öğrenciler,
Bu gün kahraman ulusumuzun büyük önderi ve cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün sonsuzluğa göçüşünün 70. yıldönümü. O’nun 1938’de bir on kasım sabahı sona eren maddi hayatı, şimdi yüreklerimizde ve beyinlerimizde birer Mustafa Kemal ideali olarak yaşıyor. Programımıza
Saygı duruşu ve akabinde okulumuz Edebiyat Öğretmeni Müzeyyen Sade yönetiminde söyleyeceğimiz İstiklâl Marşı ile başlıyoruz. Sizleri Kurtuluş Savaşı’mızın başkomutanı ve cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder Atatürk için siren sesiyle birlikte saygı duruşuna davet ediyorum.
……………………….
Açılış konuşmasını yapmak üzere Okul Müdürümüz Sayın Ali GÖKTAŞ’ü mikrofona davet ediyorum.
………………….
Mustafa Kemal’i düşünüyorum
Yeleleri alevden al bir ata binmiş,
Aşıyor yüce dağları, engin denizleri
Altın saçları dalgalanıyor rüzgarda
Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri
Mustafa Kemal’i düşünüyorum;
Ölmemiş bir kasım sabahı
Gene bizimle beraber her yerde,
Yaşıyor dört köşesinde vatanın,
Yaşıyor damar damar yüreklerde
.
Günün anlam ve önemini belirten konuşmasını yapmak üzere okulumuz Sosyal Bilgiler Öğretmeni Sevinç YILMAZ’ı davet ediyorum
………….……………
“Türk ulusunun yeteneği ve kesin kararı; cumhuriyet, uygarlık ve gelişme yolunda durmadan, korkusuzca ilerlemektir..” M.K. ATATÜRK
Şimdi de arkadaşlarımız Atatürk şiirlerinden örnekler sunacaklar.Ardından 8-D sınıfından Birkan Halatçı Atatürk’ün hayatı hakkında bilgi verecek,
……………………….
“Yurdu ve ulusu kurtarmak için yurtseverlik, iyi niyet, özveri çok gerekli olan niteliklerdendir.
Ama toplumu çağımızın isteklerine uygun olarak yükseltmek için bu nitelikler yetmez; bu niteliklerin yanında bilim ve teknik gereklidir.” M.K. ATATÜRK
Şimdi de 1-C sınıfından Esra Betül Türkalp “Atatürk” isimli şiiri okuyacak. Ardından 4-C sınıfından Sinem Avcı “Resim” adlı şiiri seslendirecek.
Tükenir elbet,
Gökte yıldız, denizde kum tükenir.
Bu vatan, bu topraklar cömert,
Türk analar, Türk babalar cömert,
Kutsal bir ateşim ki ben sönmez,
İnanın Mustafa Kemaller tükenmez.
Okulumuz 8-D sınıfı öğrencisi Zeynep Yayla bizlere Atatürk’ün kişiliği ve çeşitli özellikleri hakkında bilgi verecek .
……………………………….
Mustafa Kemal’in elleri,
Selam verdi dağa taşa.
Öyle bir güneş doğdu ki sormayın,
Aydınlık baştan başa…
Yollara “hey hey” dedi elleri
Düşmanlara “ölüm” dedi.
Sarışın saçlarında rüzgârlar,
Özgürlüğün türküsünü söyledi.
7-A sınıfından Merve Şakalar “Nöbetçi Millet” adlı şiirini okuyacak arkadaşımızı davet ediyorum.
………………….
Atatürk’ü bulmak her iyi işte,
Her yaşta, her başta Atatürk olmak.
Gece düşte, gündüz alışverişte
Barışta, savaşta Atatürk olmak
Sırada ana sınıfı öğrencilerimizin gösterileri var. Yavuz Selim Durukan “Renklerin Dili” adlı şiiri okuyacak. Latife Nur Özkan’ın şiirinin ismi ise “Atatürk İyi Kalpliydi”. Merve Ateş bizler için bir tekerleme hazırlamış ve Zeynep Buse Gürsoy “Atatürk” adlı parmak oyununu sunacak. Ana sınıfı A grubunu öğrencilerini izliyoruz.
…………………..
“Benim Türk milletine, Türk Cumhuriyeti’ne Türklüğün istikbaline ait ödevlerim bitmemiştir.Siz onları tamamlayacaksınız.Ancak kendilerinden sonrakileri düşünen milletler yaşamak ve ilerlemek imkanı bulurlar.” M.K. ATATÜRK
Atatürk’ün ölümünün 70. yılı dolayısıyla düzenlediğimiz program burada sona ermiştir ,bizi dinlediğiniz için teşekkür ederiz.
ATATÜRK’ÜN KİŞİSEL ÖZELLİKLERİ VE ÇEŞİTLİ YÖNLERİ
1-VATANSEVERLİĞİ
Atatürk, vatanseverlik konusunda herkese örnek olmuştur.”Vatan toprağı sana herşey feda olsun”
şeklindeki sözleri, onun vatan sevgisini en güzel şekilde anlatmaktadır.
2-İDEALİSTLİĞİ
Atatürk idealinde bağımsız bir vatan yaşatmış ve yaptığı Kurtuluş Savaşı ile bu vatanı kendi elle-riyle kurmuştur.
3-YARATICI ZİHNİYETİ
Atatürk, yapıcı bir zihniyete sahipti.Dahi olarak nitelenen engin zekası, en zor durumlarda bile bir çıkar yol bulurdu.En karmaşık sorunlar onun pratik zekasıyla kolayca çözümlenirdi.
4-SABIR VE DİSİPLİN ANLAYIŞI
İlk bakışta çok aceleci ve gelişigüzel hareket eden bir kimse gibi görünen Atatürk, aslında çok sabırlı ve disiplinli bir insandı.
5-İLERİ GÖRÜŞLÜLÜĞÜ
Atatürk, ileriyi çok iyi görebilen bir insandı.Onun başarılarının sırrı burada yatar.O, ileride ola-
cak şeyleri çok iyi görür, önlemini ona göre alırdı.
6-İYİ KALPLİLİĞİ
İnsanlara karşı aşırı bir sevgisi vardı. Kimseye kin tutmazdı.
7-AÇIKSÖZLÜLÜĞÜ
Atatürk , son derece açıksözlüydü.Kendi zararına olduğunu bilse bile, gerçekleri açıkça dile ge-
tirmekten çekinmezdi.”Hakikati konuşmaktan korkmayınız”derdi.Dalkavukluk edenlerden hiç hoşlan-
mazdı.
8-İNSAN SEVGİSİ
Atatürk, kalbi insan sevgisiyle dolu bir kişiydi.
9-ÖLÇÜLÜ DAVRANIŞI
Atatürk , duygu ve düşüncelerinde ölçülü ve dengeli bir liderdi.
11-YERSİZ ACIMA GÜCÜNÜ KONTROL
Atatürk, disiplin anlayışı ve ölçülü davranışı yüzünden sert ve otoriter görünürdü. O,yersiz acıma duygusunun güçsüzlük yaratacağına inanırdı.
12-ÇOK YÖNLÜLÜĞÜ
Atatürk yerine göre bir tarihçidir, bir dil uzmanıdır, bir öğretmendir, bir ekonomisttir.Kısaca O, çok yönlü bir dahidir.
13-EĞİTİMCİLİĞİ
Atatürk, büyük bir eğitimciydi.”Milli kültürü yükseltmeye çalışmak en büyük emelimdir.”derdi.
“Eğitimden yoksun bir milet, tutsaklığa ve yoksulluğa sürüklenir; eğitimi güçlü milletler hür, bağımsız ve şanlı olurlar.” “Öğretmenler,yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.”sözleri eğitime verdiği önemi yansıtır
14-YÖNETİCİLİĞİ
Atatürk, herşeyden önce çok iyi bir yöneticiydi.Düşündüklerini ve bildiklerini açık açık söylerdi.
Son derece mantıklı kararlar verir,başarıya ancak akıl ve mantık yoluyla ulaşılabileceğine inanırdı.
15-METODLU ÇALIŞMASI
Atatürk, metodlu ve disiplinli çalışmaya çok önem verirdi.Bir işe başlamadan önce mutlaka bir plan ve program yapardı.Çalışmalarını buna göre düzenlerdi.
16-SANATSEVERLİĞİ
Atatürk, duygulu bir insandı.Öğrencilik yıllarında şiir yazdığı bilinir.O, güzel sanatlara aşık ve sanatçıya değer veren bir insandı.Sanata olan sevgi ve sanatçıya duyduğu saygının en güzel ifadesi şu sözlerde saklıdır.”Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.”
17-İNKILAPÇILIĞI
Atatürk’ün en önemli özelliklerinden biri de inkılapçılığı olsa gerek.Kurduğu Türkiye Cumhu- riyeti’nin kısa zamanda modern bir devlet haline gelmesi, onun inkılapçı düşünce ve uygulamalarının
bir sonucudur.
ATATÜRK’ÜN HAYATI
Atatürk 1881 yılında, Selanik’te doğdu.Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım’dır
Öğrenim çağına gelince önce Hafız Mehmet Efendi Mahalle Mektebi’ne başladı, sonra babasının is-
teğiyle Şemsi Efendi Mektebi’ne geçti.Bu sırada babasını kaybetti. Bir süre dayısının çiftliğinde ça-
lıştıktan sonra Selanik’e dönüp okulunu bitirdi.. Kısa bir sü re sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye’ye girdi. Bu okulda matematik öğretmeni adına “Kemal” i ilave etti. 1899 yılında Harp Okulu’nda öğrenime başladı.1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu, Harp Akademisi’ne devam etti. 1911 yılında İstanbul’da Genelkurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.1912’de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır’daki birliklerle savaşa katıldı.
1914 yılında başlayan 1.Dünya Savaşı’nda Mustafa Kemal Çanakkale’de bir kahramanlık des
tanı yazdı. İtilaf Devletleri’nin Osmanlı İmparatorluğu’nu işgale başlamaları üzerine Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı Amasya’da yayınladığı bildiriyle “Milletin istiklalini gene milletin azim ve kararının kurtaracağını”ilan etti.
23 Temmuz-7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4-11 Eylül 1919 tarihleri arasında da
Sivas Kongresi’ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı.23 Nisan
1920’de TBMM açıldı.Meclis ve Hükümet başkanlığına Mustafa Kemal seçildi. Mustafa Kemal Türk ulusunun Sevr Antlaşması’nı tanımadığını bütün dünyaya ilan ederek Kurtuluş Savaşı’nı başlattı.Yunanlılar 1. ve 2.İnönü Savaşlarında geriye atıldı.Başkomutan Mustafa Kemal Paşa Sa-
karya kıyılarında düşmanı ağır yenilgiye uğrattı. 26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz ve 30 Ağustos 1922’de kazanılan Başkomutan Meydan Savaşı sonucunda düşman tamamen bozulup kaçmaya başladı. Ordularımız düşmanı İzmir’de denize döktü. 29 Ekim 1923’de Cumhuriyet ilan edildi ve Mustafa Kemal ilk Cumhurbaşkanı seçildi.
3 Mart 1924’de halifelik kurumunu kaldırdı.Din ve devlet işlerini birbirinden ayırdı. 25 Kasım 1925’te Şapka Kanunu çıktı. 1928 yılında Arap alfabesi kaldırıldı, yerine Latin alfabesi kabul edildi. Kadınlara haklarını veren kanunların kabulünden sonra 21 Haziran 1924’te Soyadı Kanunu çıktı. TBMM kabul ettiği özel bir kanunla Mustafa Kemal Paşa’ya ATATÜRK soyadını verdi.
Atatürk sadece başarılı bir asker değildir;devlet adamı olarak da ileriyi gören bir büyük deha-
dır.Türk milletinin bütün ihtiyaçlarını görmüş,kısa süren hayatının bu devresinde durmadan, dinlen-
meden, yeniye, ileriye koşmuş; ulusuna övünmesini, güvenmesini, çalışmasını öğretmiştir.Atatürk, Türk milleti uğruna girdiği her mücadeleden zaferle çıktı
Atatürk, özel hayatında sadelik içinde yaşadı.1923’te İzmir’de Latife Hanım’la evlendi. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine kadar sürdü.Çocukları çok seven Atatürk Afet, Sabiha, Fikriye Ülkü,
Rukiye, Zehra adlı kızları ve Mustafa adlı çobanı manevi evlat edindi.
Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. 10 Kasım 1938’de, yakalandığı siroz hastalığından kurtulamayarak İstanbul’da hayata gözlerini yumdu.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------
ATATÜRK HAFTASI
Ülkemizin kurtarıcısı, devletimizin kurucusu Atatürk, 10 Kasım 1938 günü saat dokuzu beş geçe öldü.
O tarihten bu yana 10 Kasım'la başlayan hafta, yurdumuzda Atatürk Haftası olarak değerlendirilir. Bu hafta içinde, Atatürk'ün yaşamı, yurtseverliği, inkılap ve ilkeleri anlatılır. Ata'nın daha iyi tanıtılması amacıyla açık oturumlar düzenlenir. Radyo ve televizyonda, Atatürk'ün konuşmaları kendi sesinden dinletilir. Atatürk'le ilgili filmler gösterilir. 10 Kasım günü Atatürk, tüm yurtta törenlerle anılır. Ölüm anı olan saat dokuzu beş geçe "ti" sesi ile saygı duruşuna geçilir. Kara ve deniz taşıtları oldukları yerde durarak düdüklerini çalarlar. Düzenlenen anma törenlerinde Ata'nın yaşam öyküsü, Atatürk inkılap ve ilkeleri anlatılır, seçilmiş Atatürk şiirleri okunur.
ATATÜRK'ÜN YAŞAMI
Selanik'te Ahmet Subaşı Mahallesinin Islahane Caddesinde iki katlı pembe boyalı bir ev vardı. Bu evde Ali Rıza Efendi ile Zübeyde Hanım otururdu. 1881 yılında bir oğulları oldu. Adını Mustafa koydular. Mustafa sarı saçlı, mavi gözlü bir çocuktu.
Bütün çocuklar gibi Mustafa'nın çocukluğu da mahallede komşu çocukları ile güle oynaya geçti. Mustafa, Şemsi Efendi Okuluna başladı. Kısa bir süre sonra babası Ali Rıza Efendi öldü.
Güç koşullar altında öğrenimini sürdüren Mustafa, bugünkü askeri ortaokul dengi olan Askeri Rüştiye'ye başladı. Orta kısmı başarı ile bitirdikten sonra lise dengi olan Manastır Askeri İdadi'sine yazıldı. Derslerine düzenli olarak çalışan Mustafa Kemal liseyi bitirdi.
İstanbul'a gelerek Harp Okulunun piyade sınıfına girdi. Üç yıllık öğrenimini başarı ile sona erdi. Kurmay subay yetiştirilmek üzere Kurmay Okulu'na seçildi.
Mustafa Kemal, bu okulda geleceğe yönelik tasarı ve ileri düşünceleriyle kendini tanıttı. Başarılı bir öğrenimden sonra Kurmay Yüzbaşı oldu. Zamanın padişahı II. Abdulhamit'in gizli polisleri Mustafa Kemal'in ileri düşüncelerini, arkadaşları ile yaptığı tartışmaları, O'nun özgürlük ve siyasal konulardaki düşüncelerini padişaha bildirmişlerdi. Mustafa Kemal ve arkadaşları bu nedenlerle Yıldız Sarayı'nda sorguya çekildiler. Mustafa Kemal bir süre tutuklu kaldı. Fakat suçlu görülmedi. Ancak düşünceleri tehlikeli sayıldığı için, başkentten uzağa Şam'da bulunan Beşinci Orduya gönderildi.
Mustafa Kemal, Şam'da arkadaşları ile birlikte Vatan ve Hürriyet adlı gizli bir dernek kurdu. Sonra gizlice Makedonya'ya geçti. Selanik'te Vatan ve Hürriyet Derneği'nin bir şubesini açtı. Dernek, padişahın baskı yönetimine karşı kurulmuştu. Bu nedenle yapılacak çalışmaların gizli olması gerekiyordu. Şam kenti dışındaki yerlerde bulunan subayların da derneğe katılmaları için Mustafa Kemal görevlendirildi. Bu amaçla aynı yıl subayların yoğun olarak bulunduğu Makedonya'daki 3. Orduya atandı.
1908 yılında meşrutiyet ilan edilince İttihat ve Terakki Fırkası iktidarı aldı. Ancak padişahın kışkırttığı gericiler meşrutiyete, yeni düşüncelere ve atılımlara karşı çıktılar. Kışkırtmalar sonucu İstanbul'da 31 Mart ayaklanması oldu. Bunun üzerine Selanik yöresindeki birliklerden bir ordu toplandı. Mustafa Kemal, Harekat Ordusu adını verdiği bu orduda görev aldı. Ayaklanma bastırıldı. Harekat Ordusuyla birlikte Mustafa Kemal Selanik'e döndü. İki yıl sonra Genel Kurmay Başkanlığında bir göreve atandı.
Bu sırada İtalyanlar Trablusgarb'a saldırdılar. Mustafa Kemal ve arkadaşları Tobruk'a giderek buradaki Türk birliklerine katıldılar. Yapılan savaşlarda önemli başarılar sağlandı. Ancak bu sırada Balkan Savaşı başlamıştı. Mustafa Kemal geri dönmek üzere Mısır'a geldiğinde Selanik'in düşman eline geçtiğini; Bulgar ordularının Çatalca'ya kadar ilerlediklerini öğrendi.
İstanbul'a gelen Mustafa Kemal'e Bolayır'da bulunan bir kolordunun kurmay başkanlığı görevi verildi. Savaş süresince bu görevde kaldı. Balkan Savaşı sona erince Sofya'ya ataşemiliter olarak atandı. Bir süre sonra Birinci Dünya Savaşı başladı. Almanların yanı sıra Osmanlı İmparatorluğu da savaşa katıldı.
Mustafa Kemal, bulunduğu görevden alınarak bir kıta komutanlığına getirilmesini istedi. Bunun üzerine Tekirdağ'da yeni kurulan 19. Tümenin komutanlığına atandı. Mustafa Kemal'in kısa sürede hazırladığı tümen Çanakkale Savaşları'na katıldı. Mustafa Kemal burada düşmanın karadan ve denizden yaptığı saldırıları durdurdu.
Anafartalar'da bir avuç güçle düşmanların bütün planlarını bozdu. Onlara kayıplar verdirdi. Çanakkale Boğazı'nı geçmelerini önledi. Bu başarılar sonucu rütbesi albaylığa yükseltildi ve Anafartalar Kahramanı olarak anılmaya başladı.
Mustafa Kemal Çanakkale Savaşı'ndan sonra Diyarbakır'daki kolordu komutanlığına atandı. Bu görevde iken rütbesi generalliğe yükseltildi. Muş ve Bitlis'i Ruslardan kurtardı. (1916)
Daha sonra 7. Ordu Komutanlığına atandı. Bu ordu Halep'te toplanıyordu. Atatürk grup komutanı oldu. Alman generalinin ordunun yönetimi konusundaki düşüncelerine karşı çıktı. Ordu komutanlığını bırakarak İstanbul'a geldi. Veliaht Vahdettin'in Almanya'ya yaptığı resmi geziye katıldı. Dönüşte hastalanarak Viyana ve Karlsbad'a gitti. Bu sırada padişah 5. Mehmet öldü. Vahdettin VI. Mehmet adı ile tahta çıktı. Yurda dönen Mustafa Kemal yeniden 7. Ordun komutanlığına getirildi. Şam'da başkaldıran Arap kabileleriyle savaştı. Onların ilerlemesini önledi. Bundan sonra Yıldırım Orduları Grup Komutanlığına atandı. Bu sırada savaş sona ermiş, Mondros Silah Bırakışması imzalanmıştı. Mustafa Kemal bu bırakışmanın kötü koşullarını kabul etmedi. Emrindeki silah ve kuvvetleri düşmana vermeyeceğini hükümete bildirdi. Bunun üzerine komuta ettiği Yıldırım Orduları Grubu kaldırıldı. Mustafa Kemal de İstanbul'a döndü.
ATATÜRK HAFTASI - ATATÜRK İLKELERİ
Atatürk döneminde gerçekleştirilen köklü değişikliklere Atatürk İnkılapları (Devrimi) denir. Atatürk devrimleri ileriye, güzele, iyiye doğru yapılan köklü değişikliklerdir.
Atatürk'ün dünya görüşünü oluşturan temel inançlar da Atatürk ilkeleridir. Atatürk devrim ve ilkeleri bir bütündür. Bu bütün, çağdaş uygarlığa ulaşmayı amaçlar.
ATATÜRK İLKELERİ
Atatürk'ün dünya görüşünü oluşturan temel inançlarına Atatürk ilkeleri denir. Atatürk ilkeleri bir bütündür. Başlıcaları şunlardır:
Cumhuriyetçilik:
Cumhuriyet, halkın halk tarafından yönetilmesidir. Cumhuriyet yönetiminde egemenlik ulusundur. Ulus egemenlik hakkını ve yetkisini temsilcileri aracılığıyla kullanır. Halkın temsilcileri Büyük Millet Meclisi'ni oluşturur. Ülkeyi bu meclis yönetir. Yönetimi bu meclis denetler.
Atatürk, belirli kişi, topluluk ve ailenin ülke yönetiminde söz sahibi olmasını doğru bulmazdı. Bu amaçla saltanat yönetimini kaldırarak 29 Ekim 1923'te Cumhuriyeti ilan etti.
Halkçılık:
Cumhuriyet yönetimi halkçılık ilkesinin benimsenmesi ile yerleşir. Halkçılık, halkın genel mutluluğunu düşünmektir. Halkçılık ilkesi halkımızın sosyal, kültürel, ekonomik yönden gelişip güçlenmesini amaçlar.
Laiklik:
Cumhuriyetten önce ülkemiz din kurallarına göre yönetilirdi. Devleti ilgilendiren önemli konularda din adamlarının onayı gerekirdi. Din adamları Müslüman olmayan bilim adamlarının buluşlarını, yeniliklerini benimsemezlerdi. Bunlara karşı çıkarlardı. Bu nedenle Osmanlı imparatorluğu önceleri durakladı. Sonra geri kaldı. Dinin devlet işlerine karıştırılması yurdumuza yeniliklerin girmesini geciktirdi. Atatürk din ve devlet işlerini birbirinden ayırdı. İnsanların dini inançlarında, ibadetlerinde serbest olduğunu belirtti. Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasına Laiklik denir.
Devletçilik:
Bu ilke ekonomik kalkınmada devlete büyük görevler yükler. Atatürk sosyal, kültürel, ekonomik alanda kalkınmanın gerçekleştirilebilmesi için devletin büyük masraflar isteyen konularda öncülük etmesini isterdi. Bu amaçla yurdun birçok yerinde hava alanları kuruldu. Devlet eliyle Bursa'da Merinos, Nazilli'de Bez fabrikası, Uşak'ta Şeker fabrikası açıldı. Demir - Çelik sanayiinin geliştirilmesi amacı ile Karabük Demir - Çelik fabrikası, madenlerimizin işletilmesi için Etibank kuruldu. Devlet eliyle limanlar yapıldı. Türk Hava Yolları kuruldu. Yurdumuzdaki demiryolları devlete mal edilerek genişletilmeye, işletilmeye başlandı.
Milliyetçilik:
Ulusal Kurtuluş Savaşımızın çıkış noktasını oluşturur. Atatürk'ün bu ilkesi dünyada ezilen ulusların kurtuluşuna ışık tutmuştur. Atatürk'ün milliyetçiliği kültür ve düşünce birliği temeline dayanır. Ulus bireylerinin tasada ve kıvançta bir ve beraber olmalarını ön görür. Atatürk yurt ve dünyada barış ülküsüne bağlı bir önderdi.
İnkılapçılık:
İnkılap; ileriye, güzele, iyiye doğru yapılan köklü değişikliklerdir. Bu amaçla Atatürk bir dizi değişiklikler yapmıştır. Değişen, ilerleyen dünyamızın gerisinde kalmamak için ilerlemek zorundayız. Sonsuza doğru durmadan ilerleyeceğiz. Atatürk inkılaplarının bekçisi, ilkelerinin savunucusu bizleriz. Atatürk ilkelerini korumak ve kollamak ulusal bir görevdir.
ATATÜRK HAFTASI - ATATÜRK İNKILÂPLARI
Atatürk inkılâpları ile çağdaş bir devlet niteliğine kavuştuk. Dünyada saygınlığımız arttı. Yabancı uyruklulara tanınan kapitülasyon ayrıcalıkları kaldırıldı. Tarımın modernleşmesinde devlet öncü oldu. Bankalar, fabrikalar kuruldu. Sonunda ülkemiz bayındır oldu. Ulusumuz zenginleşti.
Siyasal Alanda Yapılan Değişiklikler:
Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde 1919 yılında başlayan Ulusal Kurtuluş Savaşımız 1922'de tamamlandı. Osmanlı Devleti yöneticileri bu savaşın önderleri hakkında ölüm fermanları imzalamaktan çekinmediler. Kurtuluş Savaşı bittiği zaman bir yanda Büyük Millet Meclisi Hükümeti, öte yanda Osmanlı Saltanatı vardı. Büyük Millet Meclisi'nin 1 Kasım 1922 günü kabul ettiği bir yasa ile tarihimizde saltanat dönemi kapandı. Yeni bir dönem başladı. Osmanlı Saltanatının kaldırılmasından sonra 1921 Anayasası'nda değişiklikler yapıldı. 29 Ekim 1923 günü Türkiye Devleti'nin hükümet şeklinin Cumhuriyet olduğu kabul edildi.
Cumhuriyetin ilanı ile tarihimizde Cumhuriyet Dönemi başladı.
Hukuk Alanında Yapılan Değişiklikler:
Cumhuriyet öncesinde yargı işleri din adamları tarafından görülürdü. Kadı adı verilen yargıçlar din kurallarına göre karar verirdi. Hukuk alanında yapılan değişiklikle eski mahkemeler kapatıldı. Eski yasalar yürürlükten kaldırıldı. Uygar ulusların yasaları örnek alınarak boşanma, miras, ceza hukuku yeniden düzenlendi. Hukuk devrimi ile kadın - erkek arasında eşitlik sağlandı. Miras konusunda kadın ve erkek eşit pay almaya başladı. Kadınlar da erkekler gibi seçme ve seçilme hakkına kavuştu.
Eğitim Alanında Yapılan Değişiklik:
Osmanlı Devletinde eğitim sistemi dinseldi. Mahalle okulunu bitirenler isterlerse öğrenimlerini Medreselerde sürdürürlerdi. Medreselerde genel olarak dini bilgiler öğretilirdi. Bu öğrenim kurumlarında tekniğe, bilime önem verilmezdi. Medreselerin yanı sıra İmparatorluğun devlet işleri için kurulmuş Enderun adlı Saray Okulu vardı. Çok sonraları Tanzimat Döneminde Ortaokul dengi Rüştiye, Lise dengi İdadi ve Sultani okulları açıldı. Daha sonra Tıp, Harp Okulu, Mülkiye Okulları kuruldu.
Cumhuriyet döneminde dine bağlı eğitim sistemine son verildi. Eğitim kurumlarında bilimsel yöntem ve ilkelere dayalı eğitim çalışmaları başladı. Tüm okullar bu ilkelere göre yeniden örgütlendi.
Atatürk eğitime, öğretime çok önem verdi. Bilgisizliği kısa yoldan çözmek, okuma yazmayı kolaylaştırmak amacı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi 1 Kasım 1928 tarihinde Türk Alfabe Yasası'nı kabul etti. Bu alfabe ile okuma yazma öğrenilmesi için Ulus Okulları açıldı. Bütün yurtta okuma yazma öğrenme çalışmaları başladı. Atatürk, Ulus Okullarında Başöğretmen olarak dersler verdi.
Harf değişikliğini, dilde özleşme izledi. Arapça ve Farsça sözcüklerden oluşan Osmanlıca yerine Türkçe konuşulup yazılmaya başlandı. Atatürk Türk Dili'nin benliğine kavuşma çalışmalarını yürütmek amacı ile 12 Temmuz 1932 tarihinde Türk Dili Tetkik Cemiyeti'ni kurdu. Dilimiz yabancı sözcüklerden arındı.
Ekonomik Alanda Yapılan Değişiklikler:
Lozan Barış Antlaşması ile yabancı uyruklulara tanınan kapitülasyon ayrıcalıkları kaldırıldı. Ülkemiz kendi zenginlik kaynaklarına sahip çıktı. Her alanda devlet öncülük etmeye başladı. Bankalar, fabrikalar kuruldu. Modern tarım çalışmalarına başlandı. Yollar, özellikle demiryolları yapımında büyük çaba gösterildi. Böylece yurdun en uzak yerlerine ulaşma olanağı hazırlandı. Ekonomik bağımsızlığımız kazanıldı. Ekonomik alanda sağlanan bu başarılar sonucu yurdumuz bayındırlaştı. Ulusumuz zenginleşti. Halk için ağır bir yük olan aşar vergisi kaldırıldı. Çağdaş vergilendirme yöntemleri uygulanmaya başlandı.
Sosyal Alanda Yapılan Değişiklikler:
Atatürk, ulusumuzun uygar uluslar düzeyine ulaşması için, sosyal alanda da köklü değişiklikler yaptı. Yeni okullar açtı. Hastaneler, dispanserler kurulmasını sağladı. Güzel sanatların gelişmesi için gerekli girişimlerde bulundu. Konservatuar kuruldu. Stadyumlar, spor alanları, kapalı spor salonları yapıldı. Uygar bir toplum için gerek duyulan tüm sosyal kurumlar Atatürk döneminde açıldı.
Ölçü Birimlerinde Yapılan Değişiklikler:
Atatürk dünya ile ilişkilerimizi düzenli yürütmek için ölçü birimlerinde değişiklikler yaptı.
Uzunluk ölçüsü birimi olarak arşın, endaze; ağırlık ölçüsü birimi olarak okka, dirhem gibi ölçüleri kaldırarak bugün kullanmakta olduğumuz ölçü birimlerini kabul etti.
Yurdumuzda daha önce takvim Hicri takvime göre düzenlenmişti. Buna göre dünyanın kullandığı takvimle aramızda 580 yıl kadar bir farklılık vardı. 1 Ocak 1926 tarihinden sonra bizde de Miladi takvim kullanılmaya başlandı.
Eskiden ülkemizde ezani saat kullanılıyordu. Bu saat uygar ülkelerin kullandığı saate uymuyordu. Takvimde olduğu gibi saatler arasındaki bu uymazlık büyük karışıklıklara neden oluyordu. Bunları önlemek için takvimle birlikte bugünkü kullandığımız saat kabul edildi.
Hafta tatili Cuma'dan Pazar gününe alındı.
ATATÜRK HAFTASI - ŞİİRLER
ATATÜRK'ÜN RESMİ
Kürsünün üstünde bir resim;
Gözleri denizlerden mavi,
Bakışları güneşlerden sıcak.
Bu resimle başlar bizim günümüz,
Kıvançla dolar, taşar gönlümüz.
Öğretmenimiz kürsüde
Verdiği dersi
Dinler bizimle birlikte,
Atatürk'ün resmi.
Çalışkanız çünkü
Çalışınca,
Bakarız. Atatürk güldü.
Bir yanlışlık yaparsak,
Bulutlanır gözleri,
Anlarız Atatürk üzüldü.
Behçet NECATİGİL
MUSTAFA KEMAL
Mustafa Kemal'i gördüm düşümde,
Daha, diyordu.
Uğruna şehit olasım geldi hemen
Sabaha, diyordu.
Al bir kalpak giymişti al,
Al bir ata binmişti, al,
Zafer ırak mı ? dedim,
Aha, diyordu.
Fazıl Hüsnü DAĞLARCA
ATATÜRK
Düşmanların elinden
Bizi kurtaran sensin.
Bu toprağı yeniden
Özenle kuran sensin.
Ünümüzü dünyaya
Mertçe duyuran sensin.
Gündüz gün, gece aya
Benzer kahraman sensin.
Adını büyük, küçük
Anıyoruz her zaman,
Adı büyük Atatürk
Anlı şanlı kahraman.
Nabzımızda atansın
Ey ! ölmeyen atamız.
Gönlümüzde yatansın
Seni unutamayız.
Mehmet Necati ÖNGAY
ATATÜRK
Yapraklar dökülür kasımlarda,
Yeller uğuldar vadilerde, ne çıkar,
Bir özgürlüksün çağlara en güzelinden,
Sen bayrak bayrak fikirsin,
Ölüşün diriliştir yeniden.
Başak saçlarında Anadolu'm,
Gözlerinde yurdumun denizleri,
Sen yarınlara uzanmış ışık,
Savaşta kartal, barışta defne çelengi,
Sen sonu yenmiş zamansın.
Sende çarpar, sende düşünür Türkiye'm,
Sende büyür kucaklar,
Ulusun beyni, toprağın yüreği,
Kemal Paşam, Atatürk'üm !
Sen mayıslarda doğan güneş,
Evrenimin sabahı, damarımın kanı,
Sen mavilerde yeşeren yapraksın,
Bir yolsun sevgi, sevgi
Sen her mevsimde açan baharsın!
M.Güner DEMİRAY
ATATÜRK GÜLÜMSEDİ
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Biz sınıfa girince
Dağıldı kara bulutlar
Açıldı gonca.
Baktı ki okul yenidir
Siz yenisiniz, düşünceler yeni
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Saklıyamadı sevincini.
Baktı ki gençsiniz, bilgili
Eğitiyorsunuz yolunca, yöntemince
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Sevindi onca.
Baktı ki karışmış aramıza,
Çiziyorsunuz yolu,
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Gözleri dolu dolu.
Anlaşılan bütün yaz.
Atatürk gözünü kırpmamış,
Çünkü boşmuş sıralar,
Çünkü harf okunmamış.
Kapkara bulutlar inmiş
Işıklı gözlerine.
Bora gibi, fırtına gibi Atatürk'üm
Sanırım yönelmiş bilgisizliğe.
Ama baktı ki gün doğmuş,
Bir koşu varmışız okula
Özlemle açılmış kitaplar,
Bir iştah, kızda oğlanda.
Baktı ki zil çalmış,
Sınıfa girmişsiniz
Bütün bakışlar sizde
Günaydın demiş.
Derse başlıyorsunuz
Sımsıcak bir sevgi gözlerinizde.
Baktı ki Türkiye'si Türkiye'miz
Aydın ufuklarda yürüyor hızla.
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Övünüyor bizle.
Dağıldı kara bulutlar
Biz sınıfa girince.
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Kürsüde kendini görünce.
Talat TEKİN
ATATÜRK'TEN SON MEKTUP
Siz beni halâ anlamadınız
Ve anlamayacaksınız çağlarca da…
Hep tutturmuş "Yıl 1919, Mayıs'ın 19'u diyorsunuz
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övüyorsunuz.
Mustafa Kemal'i anlamak bu değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.
Bırakın o altın yaprağı artık,
Bırakın rahat etsin anılarda şehitler.
Siz bana, neler yaptınız ondan haber verin.
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin ?
Mustafa Kemal'i anlamak yerinde saymak değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.
Bana, muştular getirin bir daha,
Uygar uluslara eşit yeni buluşlardan…
Kuru söz değil, iş istiyorum sizden anladınız mı ?
Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı ?
Mustafa Kemal'i anlamak avunmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.
Halâ, o, acıklı ağıtlar dudaklarınızda,
Halâ oturmuş, 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz.
Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın !
Uluslar, fethine çıkıyor, uzak dünyaların…
Mustafa Kemal'i anlamak göz boyamak değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.
Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız ;
Laboratuarlarda sabahlayın, kahvelerde değil.
Bilim ağartsın saçlarınızı… Kitaplar…
Ancak, böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar…
Mustafa Kemal'i anlamak ağlamak değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.
Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü…
Görüyorum ki, halâ aynı yerdesiniz, hiç ilerlememiş,
Birbirinize düşmüşsünüz, halka eğilmek dururken.
Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız gülen ?
Mustafa Kemal'i anlamak itişmek değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.
Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla.
Bu vatan, bu canım vatan, sizden çalışmak ister,
Paydos övünmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter !
Mustafa Kemal'i anlamak aldatmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.
ATATÜRK
Adını adımdan önce,
Heceledim, öğrendim,
Duvarları, kitapları,
Senin resminle beğendim.
Binbir biçim içinden,
Bir anda seçerim yüzünü,
Kimse alamaz içimden,
Gözlerinin gündüzünü.
Bütün bildiklerimden,
daha yakınsın yüreğime,
Alfabeyi hecelerken,
"Atatürk" yakıştı elime.
Seni yazdım, okudum,
Seni belledim yürekten,
Her törende birlikteyiz,
Bayrağın içinde sen, ben.
Daha iyi anladım her yıl,
Açıldıkça düşüncelerim,
İlk sevgim büyür, büyür de,
Seni daha da severim.
Her yön sen olursun sen,
Kitap, tren, şapka, kravat,
Sen Türkiye'mi uçuran,
En büyük tanrısal kanat.
Her On Kasım'da gözlerimiz,
Bir daha ağlarken sana,
Bir kez daha inanırız,
Her yerde yaşadığına.
İbrahim Zeki BURDURLU
O BİR IŞIKTIR
O bir ışıktır,
Sönmedi,
Sönmeyecek.
Türk gençliği
İzinden,
Dönmeyecek.
Kimse kesemez,
İçimizdeki
Büyük hızı…
Bizler yaşadıkça
Yaşatacağız,
Ata'mızı.
Öğrenci Behlü ZEREN
ATATÜRK HAFTASI - GÜZEL SÖZLER
Hürriyet ve bağımsızlık benim karakterimdir.
Cumhuriyeti biz kurduk, fakat sizler yaşatacaksınız.
Her gelişmenin ve kurtuluşun anası hürriyettir.
Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim düşüncelerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeter.
Öğrenciye her ne yaşta olursa olsun geleceğin büyüğü gözü ile bakmalı ve öyle davranılmalıdır.
Okul genç kafalara, insanlığı, saygıyı, ulusu ve ülkeyi sevmeyi, bağımsız yaşamayı öğretir.
|
|